MAKİNE SEKTÖRÜ: 2025 BEKLENTİLERİ - Z RAPORU

Makine Sektörü 2025 Beklentileri - Z Raporu
Z Raporu by İsmail Somalı
5 Şubat 2025

KÜRESEL RİSKLER DARALMAYA YOL AÇTI

MÜSİAD Makine Sektör Kurulu Başkanı İsmail Somalı, küresel makine sektörünün 2024 yılında yüzde 2 civarında bir daralma yaşadığını belirtti. Avrupa’daki resesyon riski, ABD başkanlık seçimleri, Rusya-Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin bu daralmada etkili olduğunu söyledi. Türkiye özelinde ise makine ihracatı 2024 yılının ilk üç çeyreğinde geçen yılki seviyesini korudu. Ancak yatırımlarda yüzde 8,5 oranında bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Somalı, “2024 yılı ilk üç çeyreğinde makine ihracatımız 21 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve kilogram başına ihracat değerimiz yüzde 3 artışla 7,5 dolara yükseldi. Yıl sonunda 28 milyar doların üzerinde bir ihracat rakamı bekliyoruz” dedi. Buna rağmen, ithalat tarafında endişe verici bir tablo olduğuna işaret etti.

 

MAKİNE İTHALATI CARİ AÇIĞI ARTIRIYOR

Makine sektörünün yıllık bazda 15 milyar doların üzerinde cari açık verdiğini belirten Somalı, bu durumun bazı sektörlerde Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. “Örneğin, tarım makineleri ve traktörlerde ithalatımız ciddi şekilde azaldı ve cari fazla vermeye başladık. Ancak klima sistemlerinde artan ithalat nedeniyle bu alanda cari açık vermeye başladık” dedi. Bu değerlendirmelere ek olarak Karavelioğlu, makine sektörünün ölçeğini ve nitelikli personelini kaybetmeden ilerleyebilmesi için ihracat seviyesinin korunması gerektiğini vurgulayarak, “Son 12 ayda 44,3 milyar dolara ulaşan makine ithalatını biraz daha kısmalıyız. Hedefimiz, Türkiye’nin makinede dış ticaret açığını 15,9 milyar dolardan yeniden 10 milyar doların altına çekmektir” ifadelerini kullandı. Somalı ve Karavelioğlu, makine sektörünün büyümeyi sürdürebilmesi için yerli üretimin desteklenmesi, ithalatın dengelenmesi ve dijital dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini vurguladı. Somalı, karbon düzenlemelerinin Avrupa’ya ihracatta belirleyici bir unsur haline geleceğini ifade ederek, “Şirketlerimiz karbon salımına ilişkin altyapılarını tamamlamalı ve sertifikasyon çalışmalarını hızlandırmalıdır” dedi.

 

YÜKSEK MALİYETLER REKABET GÜCÜNÜ ZAYIFLATIYOR

Makine sektörü, 2024 yılında diğer üretim alanlarından farklı olarak miktar bazında ihracat düşüşü yaşarken, birim fiyat artışlarıyla bu kaybı dengelemeye çalıştı. Ancak sektör, enflasyonist baskılar ve yüksek maliyetler nedeniyle zorlu bir yıl geçirdi. Karavelioğlu, “İç pazarda fiyat artışı yapmadan ihracat yapmak zorunda kalan sektörümüz, yüksek yerli katma değerli yapısı ve nitelikli istihdamıyla enflasyondan en fazla etkilenen imalat dalı oldu” dedi.

Bu zorluklara rağmen, yeni ihracat pazarlarındaki büyüme sektöre umut veriyor. Ancak Somalı, bu büyümenin sürdürülebilirliği için önemli uyarılarda bulundu. Somalı, “Yeni ihracat pazarlarında artış yaşanmasına rağmen, yüksek işletme giderleri ve finansman maliyetleri sektörün rekabet gücünü zayıflatıyor. Rekabet gücümüzü ve dolayısıyla pazar payımızı kaybetmemek için ilave tedbirlerin alınması elzemdir” ifadelerini kullandı.

Almanya’daki resesyon riski ve Avrupa genelindeki yüksek maliyetler, endüstriyel üretimde düşüşe yol açıyor. Somalı, bu durumun Almanya’ya yapılan makine ihracatını olumsuz etkilediğini belirtti. Ancak Almanya’nın hâlâ birinci sıradaki ihracat pazarı olduğunu vurgulayarak, “Bu pazar, Türkiye’nin makine ihracatı için kritik öneme sahip. Avrupa’daki ekonomik zorluklara rağmen, bölgedeki payımızı korumak için stratejik adımlar atmalıyız” dedi.

DEĞİŞEN KÜRESEL DENGELER SEKTÖRE YENİ KAPILAR AÇIYOR

Uluslararası yaptırımlara rağmen, Rusya’nın Türkiye’nin makine ihracatında ikinci sıradaki yerini koruduğunu belirten Somalı, buna karşın Amerika’ya yapılan makine ihracatında yüzde 7’nin üzerinde bir artış kaydedildiğini ifade etti. “Amerika pazarında yakaladığımız bu yükseliş, sektörümüz için önemli bir fırsat sunuyor. Bu potansiyeli artırmak için yeni yatırımlar ve işbirlikleri yapmalıyız” dedi.

Somalı, dezenflasyon sürecinin etkisiyle 2025 yılında piyasalarda toparlanma beklendiğini belirtti. ABD’de Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesinin korumacı ticaret politikalarını devreye sokabileceğine dikkat çeken Somalı, “Trump’ın ticari tehdit olarak gördüğü pazarlara yönelik ticaretini yavaşlatması beklenirken, ABD bizim için önemli bir fırsat olabilir. Bu pazarı stratejik şekilde değerlendirmeliyiz” diye konuştu. Bölgesel fırsatlara da değinen Somalı, Türkiye’nin Suriye ve Mısır’da üstlendiği diplomatik rollerin makine sektörü için yeni kapılar açtığını vurguladı. “Türkiye-Mısır ilişkilerinin normale dönme çabaları, geçmişte güçlü bir pazar olan Mısır’ı yeniden canlandırdı. Ayrıca, Suriye’deki altyapı ve inşaat faaliyetlerinin başlamasıyla sektörümüze önemli fırsatlar doğacaktır” ifadelerini kullandı.

AVRUPA’DAKİ ZORLUKLAR AVANTAJ SAĞLAYABİLİR

Avrupa’daki yüksek enerji ve işgücü maliyetleri, üretimin Macaristan, Polonya ve Çekya gibi ülkelere kaydırılmasına neden oluyor. Somalı, bu ülkelerin Türk makine sektörü için yeni pazarlar olabileceğini belirterek, "Başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki projelerimizle AB uyumlu kalite ve güvenlik standartlarında üretim kabiliyetimizi sürdürmemiz, mevcut pazarlardaki payımızı koruyacak ve artıracaktır" dedi.

DİJİTALLEŞME VE YEŞİL DÖNÜŞÜM ÖNCÜ ROLDE

Sektör, küresel rekabet gücünü artırmak ve bölgesel fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla dijitalleşme ve yeşil dönüşüm stratejilerini önceliklendirmeye devam ediyor. Yüksek enerji ve işgücü maliyetleri karşısında, daha verimli üretim süreçlerine geçişin önemine dikkat çeken sektör temsilcileri, yerli üretimin desteklenmesi ve karbon düzenlemelerine uyum sağlanmasının, sektörün gelecekteki başarısı için hayati bir öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Yüksek enerji ve işgücü maliyetlerini dengelemek için dijitalleşme, verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini vurgulayan Somalı, "Uluslararası rekabeti az, niş ürünlere yönelmek ve kalite ile verimliliği yüksek ürünler üretmek, kârlılığımızı artıracak ve pazarda pozitif ayrışmamızı sağlayacaktır” dedi.

Sektör, 2025 yılında hem bölgesel fırsatları değerlendirmek hem de küresel rekabet gücünü artırmak için dijitalleşme ve yeşil dönüşüm stratejilerini hayata geçirmeyi hedefliyor. Hem Somalı hem de Karavelioğlu, yerli üretimin desteklenmesi ve maliyetlerin azaltılması gerektiğine dikkat çekerek, sektörün geleceği için sürdürülebilir büyüme modellerine odaklanılması gerektiğini belirtti.