Üreten Türkiye Yüzyılı: Makine Sektörünün Geleceği ve Küresel Rekabet

Türkiye'nin makine sektöründeki üretim, ihracat ve teknolojik gelişimi
by İsmail Somalı

Üreten Türkiye Yüzyılı…

 

Ülkelerin üretimdeki gelişmişlik ve bağımsızlığını gösteren en belirgin göstergelerden biri de üretim kabiliyetini belirleyen makinelerin üretim kapasiteleridir. Tarımdan Savunma Sanayiine, tekstilden otomotive kadar her alandaki başarımız üretim araçlarını üretme kabiliyetimiz ile daha verimli hale gelecektir. Makine Sektörü Türkiye Yüzyılına son 3,5 yıldır yatırımlarını sürekli arttıran, ihracatını yükselterek ve gelişerek girdi. Yeni Yüzyılda Üretim-İhracat-İstihdam hedefi ile 400bin üzerindeki istihdamı ile 54bin üzerindeki girişimci Türkiye’mizi geldiği noktadan çok daha ilerilere taşıyacaktır.

 

2022 yılında bir önceki yıla göre %11 oranında ihracat artışı gösteren makine sektörü, yakın coğrafyamızda  yaşanan tüm krizler ve globalde yaşanan pandemi sürecine rağmen son 5 yılda ihracatında % 70'in üzerinde bir artış sağladı. 2022 yılında 25 milyar dolar seviyesinde ihracat yapan Türkiye Makine üreticileri 2023 yılının ilk üç çeyreğinde 21 milyar dolara ulaşan ihracat gerçekleştirdi ki 2023 yılını 27 milyar dolar üzerinde ihracat rakamıyla kapatmasını beklyoruz. 2022 yılında iş gücü verimliliğini %7,3 oranında arttıran makine sektörü genel imalat sektöründen %7 daha fazla oranda verimlilik artışı sağlamış oldu. Buna mukabil olarak da üretim değeri ve oluşturulan katmadeğer de artmaktadır. sektörümüz alt sektör grupları ile 2022 yılında üretim değerini bir önceki yıla göre %103,6 oranında arttırmış ve 730 milyar TL seviyesine çıkarmıştır. oluşturduğu katmadeğer ise yine bir önceki yıla göre %110 oranında arttırarak 92 milyar TL'den 195 milyar seviyesine çıkarmıştır. tüm bunların yanında dünyadaki teknolojik gelişmeleri de göz ardı etmeyen makine sektörümüzün ihracat miktarını %6 seviyesinde düşürüp kg başına gelirini %18'den fazla arttırarak dolar/kg değerini 7,4 USD civarında gerçekleştirmiştir. ihracat yaptığı ülkeler bazında değerlendirdiğimizde de ise en fazla ihracat yaptığımız Almanya ve Rusya'ya olan ihracatımızın dolar/kg değeri 10 USD, Amerika'ya ise 12,5 USD olarak gerçekleşti. Tüm bu gelişmelere etken olarak sektörümüzdeki AR-GE ve ÜR-GE faaliyetlerine yapılan yatırımların ciddi payı olduğu gözardı edilmemelidir. Diğer sektörlerle kıyaslandığında en fazla AR-GE merkezi Makine Sektöründe olup, nitelikli arge personeli sıralamasında sektörümüz yükseliş eğirisini devam ettirerek ikinci sırada yer almaktadır. ürettiğimiz makinelerin teknolojilerini yükseltmek, daha hızlı ve verimli makineler üretmek için Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programından faydalanan girişimci sayısına göre de 64 firma ile makine sektörü başı çekmektedir. 

 

Bunlarla birlikte 2023 genel seçimleri sonrası başlayan sıkı para politikası, yüksek finansman maliyeti, girdilerdeki enflasyon ve bölgemizde yaşanan politik gelişmeler dolayısıyla kısıtlı sermaye ile çalışan makine üreticilerimizin zorlandığında bir dönem başladı. İzlenen sıkılaştırıcı ekonomi politikalarının 2024 yılı ikinci yarısında sonra olumlu olarak piyasalara yansımaya başlayacağını öngörülmekte. Bu süre de makine üreticilerimizin uluslararası gelişmelere adapte olabilmeleri için fırsat olabilecek. İklim değişikliği temelli olan Sınırda Karbon uygulaması için yeşil dönüşüm, enerji ve işgücü verimliliğini arttırmak için de dijital dönüşüm uygulamaları bu durağan süre zarfında makine üreticilerimizin önümüzdeki dönem elini güçlendirecektir. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Banalığı’nın Ar-Ge, Ür-Ge ve Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında vermiş olduğu destekler, Ticaret Bakanlığı’mızın Yeni Nesil İhracat Destekleri de makinecilerimizin dönüşüme adapte olmaları için cansuyu niteliği taşımaktadır. Makine üreticilerimiz teşvikler noktasında pozitif ayrımcılığa tabi olup, ülkemizin yatırıma açık bölgelerinde bir üst bölge teşviklerinden faydalanması da motivasyon anlamında sektöre olumlu yansımaktadır.

 

Tüm bu gelişmelerle birlikte Girişimcilerimizin ülkemizin dünya ticaretinden aldığı payı arttırmak için göstermiş oldukları bireysel gayretlerinin yanı sıra kamu, sivil toplum kuruluşu ve üniversitelerimize de sorumluluklar düşmektedir.  Dörtlü sac ayağın tüm bileşenleri koordineli bir şekilde çalışması halinde koyduğumuz hedeflere varmamızın önünde hiçbir engel olmayacaktır.

 

Türkiye Makinecilerinin %70’ine yakın bir oranı 1 ila 9 kişilik iş gücü ile çalışmaktadır. Ortalamamız ise 14 kişilik iş gücü ile faaliyetlerini yürütürken Almanya Makine Sektörünün ortalaması 43 kişilik işgücüdür. Dolayısıyla ölçek ekonomisini hedefimize koyup, girişimci şirketlerimizin verimliliğini arttırmak, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüme adaptasyon sürecini tamamlamamız çok önem arzetmektedir. Bunun yanında Türkiye’deki firmalarımızın %90’ınına yakın bir kısmı aile şirketi  olup, şirketlerimizin sürdürülebilirliği arttırmak için de kurumsallaşma süreçlerini tamamlamamız uluslararası alanda rekabet şansımızı arttıracaktır.

 

Sivil toplum kuruluşları girişimciler ile kamu arasında konumlanmalı, girişimcilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda bilimsel, istikameti belli ve uygulanabilir politikalar geliştirip, kanun koyuculara sunmalıdır. Sivil toplum kuruluşları bir konuyu farklı bakış açıları ile değerlendirebilir ve realize edebilir. Sivil toplum kuruluşlar kamuoyu oluşturabilmeleri dolayısıyla bir konunun tüm kesimlere ulaşması ve tartışılmasını sağlayıp, kanun koyucuların bir anlamda işlerini kolaylaştırmış olacaklardır.

 

Üniversiteler tüm insanlığın hayrına olacak bilim ve teknolojinin geliştirildiği ve toplumun niteliğinin arttırıldığı kurumlardır. Sektörümüzün ihtiyaç ve taleplerine göre nitelikli iş gücünün yetiştirilmesinin yanında toplumun ihtiyaçlarına göre, kadim medeniyet değerlerimizin ışığında insanı önceleyen ilim yuvalarıdır. Akademisyenlerimizin Sektörün bilimsel gelişimini teoride olduğu kadar sahaya inip pratikte de hayata geçirmeleri, bilginin ticarileşmesi sağlayacak ve sektörümüz daha katmadeğerli ve yüksek teknoloji üretebilme kabiliyetine sahip olacaktır. Dolayısıyla daha katmadeğerli ve teknoloji temelli makineler geliştirip üretmenin en kolay yolu dörtlü sac ayağının üniversite ayağını da mutlaka sağlamlaştırmalıyız. Girişimlerimizi Üniversitelere, Üniversitelerimizi de Girişimcilerimizle ortak hareket ettirmeliyiz. 

 

Sac ayağının en önemli direği ise Girişimciler, Üniversiteler ve Sivil Toplum Kuruluşlarının koordineli çalışmasını sağlayacak, tüm kurumları harekete geçirebilecek organizasyon yeteneğine sahip Kamu ayağıdır. Öncelikle yatırım ortamının iyileştirilmesi sektörümüzün üçbuçuk yıldır artarak devam eden yatırımlarını hızlandıracaktır. Malesef uluslararası rekabet günden güne artmakta ve sahaya yeni oyuncular dahil olmaktadır. Sektörümüz bugün Çin, Tayvan ile rekabet etmeye gayret ederken gelecek 5 yılda belki yanına Asya’dan yeni rakipler dahil olacaktır. Bunun önüne geçmek için hazırlığımızı her alanda bugünden yapmamız, yatırım ortamının iyileştirilmesi, nitelikli iş gücünün eğitim organizasyonu, finansal enstrümanların çoğaltılması, kaynaklarımızın nitelikli ve ölçülebilir destekler halinde sunulup mutlaka fayda analizinin yapılması gerekmektedir. Girişimcilerimiz için korumacı ithalat rejiminin üretim ve finansman maliyetleri dolayısıyla iç rekabete olumlu yansımadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

 

Fabrika kuran fabrikaları üreten Türkiye’nin Makinecileri her daim devletin ve milletin yanında, ülkemizin muasır medeniyetler seviyesine çıkması için gayret içinde olan, tarihin milletimize yüklemiş olduğu sosyal sorumluluk bilinci ile insanlığın hizmetine projelere imza atmaya devam edecektir.

 

İsmail SOMALI